top of page

Anlamın rengi Magenta


Bilimsel açıdan Magenta gerçekten de tek bir dalga boyuna karşılık gelmeyen bir renktir. Gözümüzde üç tip koni hücresi vardır (kırmızı, yeşil, mavi). Magenta gördüğümüzde:


  • Kırmızı ve mavi koniler uyarılır

  • Yeşil koniler uyarılmaz


Beyin, spektrumda “kırmızı ile mavi arasında” gerçek bir dalga boyu olmadığı için, bu durumu kendince tamamlar ve magentayı üretir. Yani:


  • Magenta fizikte yoktur

  • Ama algıda gerçektir


Bu nedenle optikte magenta, “spektral olmayan renk” olarak adlandırılır.


“Var olmayan ama görünen” meselesi


Burada çok kritik bir nokta var:

Magenta nesnel dünyada tekil bir enerji olarak yok, ama deneyimlenen bir gerçekliktir.


Bu, insan beyninin:


  • Eksik veriyi tamamladığını

  • Süreklilik ve anlam üretmeye programlı olduğunu

  • Algının pasif değil, yaratıcı olduğunu


gösterir.


Yani göz kaydetmez, beyin inşa eder.


Fizyolojik değil, epistemolojik bir kanıt



Bu yüzden başlıktaki cümledeki en güçlü taraf şurası:


“İnsan fizyolojisinin görünmeyeni hatta var olmayanı görünür kılabilmesi”


Bunu şöyle sadeleştirmek mümkün:


  • Beyin “yoktan” bir şey yaratmıyor

  • Ama verili gerçekliğin ötesinde bir anlam katmanı üretiyor


Bu, algının:


  • Gerçekliği yansıtmadığı,

  • Gerçekliği yorumladığı


anlamına gelir.


Tasavvufî ya da metafizik bir perspektiften bakarsak magenta çok manidar:


  • Kırmızı (madde, beden, tutku)

  • Mavi (ruh, mana, aşkınlık)

  • Magenta = ikisinin arasında, ama ikisine de ait olmayan


Tıpkı:


  • Zahir ile batın arası

  • Akıl ile kalp arası

  • Dünya ile hakikat arası


gibi…


Bu yüzden magenta, “ne var ne yok, ama deneyimleniyor” hâlinin rengi gibi okunabilir.


Sonuç olarak söylenen şey bilimsel olarak doğru, ama asıl değeri şurada:


İnsan, gerçekliği yalnızca algılamaz;

gerçekliği kurar.


Magenta bunun küçük ama çarpıcı bir kanıtı.


Sevgiyle kal,

Kenan

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Minnettar bir Kalbin Gücü

Hayat, çoğu zaman bizim planladığımız gibi değil, ruhumuzun ihtiyaç duyduğu şekilde akar. Peki, biz bu akışın neresindeyiz? Kontrol mü ediyoruz, yoksa sadece bir illüzyona mı tutunuyoruz? İşte varoluş

 
 
 
Samuraylığın Kitabı “ Hagakure”

Hagakure ("Yaprakların Gizlediği" anlamına gelir), 18. yüzyıldan kalma, samuraylar için pratik ve manevi bir rehber niteliğinde olan bir Japon metnidir. Genellikle "Samuray Kitabı" olarak anılır ve sa

 
 
 

Yorumlar


Abone Ol Formu

  • Amazon
  • instagram
  • youtube
  • linkedin
  • facebook
PayPal ile Bağış Yap

©2019, KENAN KOLDAY tarafından. Wix.com ile gururla oluşturuldu

bottom of page