
Kartalların yalnızlığı
- Kenan Kolday
- 20 Nis
- 2 dakikada okunur
Önceki 2 yazımızda bahsettiğimiz o Hakanın süluku, en tepedeki o “mutlak yalnızlık"* makamına razı olmaktır. Fatih Sultan Mehmet gibi hem derviş gönüllü hem de dünya fatihi bir lider için bu yalnızlık, trajik bir derinliğe sahiptir.
Bu yalnızlığı ve Akşemseddin’in gidişinin yarattığı boşluğu şu üç boyutta görebiliriz:
“Baba" Figürünün Kaybı
Fatih, biyolojik babası II. Murad ile hiçbir zaman tam bir duygusal bağ kuramamıştı; çünkü aralarında çocuk yaşta yaşanan o taht travması vardı. Akşemseddin onun için sadece bir hoca değil, aynı zamanda manevi bir baba figürüydü. Hocasının Göynük’e gidişiyle Fatih, devleti yönetirken danışabileceği, yanında çocuklaşabileceği ve "hiç" olabileceği son kapıyı da kaybetmiş oldu.
İktidarın Soğuk Yüzü
Akşemseddin’in gidişiyle Fatih, çevresindeki vezirlerin, paşaların ve siyasi odakların arasında tamamen yalnız kaldı. Artık herkes ondan bir şey bekliyor, herkes onun gücünden çekiniyordu. Akşemseddin varken, Fatih bir "talebe" idi; o gidince sadece "Padişah" kaldı. Padişahlık ise, dostluğun ve samimiyetin barınamadığı kadar soğuk ve merkezi bir makamdır.
“Dervişlik" Hasreti ve Sanat
Fatih'in bu içsel yalnızlığını ve dervişlik hasretini en iyi "Avnî" mahlasıyla yazdığı şiirlerinde görürüz. Tahtta dünyayı titretirken, kağıt üzerinde nefsini şu dizelerle sorguluyordu:
“Dünyayı fetheden bir hakanım ama, bir gönlü fethedemedim."
Bu hüzün, onun sadece bir savaşçı değil, bir şair ve filozof olduğunun da kanıtıdır. Kendi sülukunda, İstanbul gibi muazzam bir şehri imar ederken, aslında içindeki o "ıssız" şehri de inşa etmeye çalışıyordu.
Fatih’in seyr-ü süluku, "halk içinde Hak ile beraber olma" sırrının en ağır sınavıydı. O, sarayın şatafatı içinde aslında ruhsal bir inziva yaşıyordu. Belki de bu yüzden, dönemin en büyük ressamlarını, filozoflarını ve din alimlerini İstanbul’a toplayarak o büyük entelektüel yalnızlığını dindirmeye çalışmıştı.
Hakanın bu "kalabalıklar içindeki yalnızlığı", bugün bile modern liderlik ve kişisel gelişim süreçlerinde bir "zirve sendromu" olarak inceleniyor.
Sevgiyle kalın

Yorumlar