top of page

Yılbaşı 21 Mart’tı, 25 Aralık sonradan icad edildi

“Yılbaşı 21 Mart’tı, 25 Aralık sonradan icad edildi,” dememe hemen takılma lütfen; çünkü kadim zamanlardan beri insanlık hep başlangıçları belli döngüler ve semboller üstüne kurgulamış. Değişen inanç ve düşünce biçimlerinin kültürleri şekillendirmesiyle de yılbaşı gibi bir önemli kutlamanın da tarihleri haliyle değişmiş.


Aslında her iki tarih de insanlık tarihindeki çok temel doğa olaylarına dayanıyor ve ikisinin de "yeni başlangıç" olarak kabul edilmesinin arkasında çok mantıklı sebepler var.


İşte bu tarihlerin kısa hikayesi:


Neden 21 Mart? (Bahar Ekinoksu)


Tarih boyunca pek çok medeniyet (Sümerler, Babilliler, Persler ve Türkler dahil) yeni yılı 21 Mart civarında kutlamıştır.


* Doğanın Uyanışı: Kışın bitip toprağın uyandığı, ekinlerin ekildiği zamandır. "Eski" olanın (kış/ölüm) bitip "yeni" olanın (bahar/yaşam) başladığı andır.

* Astronotik Eşitlik: Gece ve gündüzün eşit olduğu ekinokstur. Takvimlerin güneşin hareketine göre düzenlendiği dönemlerde bu çok belirgin bir başlangıç noktasıydı.


Neden 25 Aralık? (Kış Gündönümü)


"İcat edilmiş" ifaden aslında çok doğru. 25 Aralık tarihi, antik dünyadaki Kış Gündönümü kutlamalarının üzerine inşa edilmiştir.


* Işığın Dönüşü: 21 Aralık yılın en kısa günüdür. Birkaç gün sonra, yani 25 Aralık civarında günler fark edilir şekilde uzamaya başlar. Antik Roma'da bu, "Yenilmez Güneş'in Doğuşu" (Sol Invictus) olarak kutlanırdı.

* Stratejik Geçiş: Hristiyanlık yayılırken, insanların alışık olduğu bu büyük pagan festivallerini (Roma'nın Saturnalia bayramı gibi) yasaklamak yerine, bu tarih Hz. İsa'nın doğumu olarak benimsenmiş ve kutlamalar dönüştürülmüştür.


Peki 1 Ocak Nereden Çıktı?


Bugün kullandığımız modern takvimde (Miladi Takvim) yılbaşının 1 Ocak olması tamamen Roma İmparatorluğu'nun idari yapısıyla ilgilidir. Romalılar, devlet görevlilerinin (konsüllerin) göreve başlama tarihini Mart'tan Ocak ayına çekince, zamanla takvim yılı da buraya kaymıştır.


Bildiğinizi sandıklarınızı bilmiyor olabilir misiniz? Hakikat sandıklarımız yarattığınız gerçekliklerden başkası olabilir mi?


İşte bu yüzden Sufi üstatlar “insan icad eder,” demişler. Çünkü evrenin kozmik döngüleri gibi bazı mutlak gerçeklikler hakikattir ancak onları algılama ve yorumlama biçimleri bakanlar tarafından değiştiği için geçicileştirilir. Kalıcı ve değişmeyen hakikattir; hakikatin değişken yorumları ise gerçekliğimizdir.


Yeni yılınız kutlu olsun.

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Cennetten Kovuluştaki Tekamül Sırrı

Bilgi Ağacının Gölgesinde: İnançtan Bilince İnsanın Tekamül Yolculuğu Eski Ahit’in en ikonik hikayelerinden biridir insanın cennetten kovuluşu. Yasak meyveyi yedik ve kendimizi bir anda kusursuz bir h

 
 
 
Nöropsikoloji ışığında Nefsin Tekamülü

Nörobilimde sinaptik bağların kurulması alışkanlık değişiminde önemli. Zira nöroplastik beyin bir ağ. Ancak çocuk yaşlarda oluşan bu bağlar kilden yapılan bir bardak gibi katılaşıp porselenle kaplanıy

 
 
 
Önce Kral ol, Krallık gelecektir

Bugün okuduklarım Hz. İsa’nın “önce kral ol sonra krallık gelecektir,” sözünü hatırlattı. Bu sözü şöyle ele alalım. İnsan varlık halinin rezone olduğunu çekiyor. Zihin ile tabii. Bu varlık hali yolcul

 
 
 

Yorumlar


Abone Ol Formu

  • Amazon
  • instagram
  • youtube
  • linkedin
  • facebook
PayPal ile Bağış Yap

©2019, KENAN KOLDAY tarafından. Wix.com ile gururla oluşturuldu

bottom of page