
Nörobilim ve Alışkanlık Değişimi: Kişisel Gelişimde Yeni Bir Bakış Açısı
- Kenan Kolday
- 21 May
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 9 Haz
Nörobilimin Gücü
Nörobilimde sinaptik bağların kurulması, alışkanlık değişiminde önemli bir rol oynar. Zira, nöroplastik beyin bir ağ gibidir. Ancak, çocuk yaşlarda oluşan bu bağlar, kilden yapılan bir bardak gibi katılaşır ve porselenle kaplanır. Yıllar sonra uyanan insana, "her şey mümkün" denir.
Bu noktada, modern kişisel gelişimin Hermetik ve mistik gelenekler ışığındaki çıkarsamalarına kısaca bir yorum yapmak yerinde olacaktır. Elbette, ama Allah için mümkün olan, insan için az mümkündür. Sonsuza talip olan insan için bir "Ol" emri ile gerçekleşen, mümkün değildir. Beşer, beşer kadar çeker; sonsuz, sonsuz kadar. Kaplar farklıdır.
Niyet ve Gayret
Niyet, gayret ve kısmet, insanın kendini baştan yaratma sürecinin en önemli üç adımıdır. Bu süreç, zihnin önderliğindeki alışkanlık gelişimi ile mümkün olur. İnsan, önce zihinsel bir yaratım yapar ve ardından fiziksel tezahür gerçekleşir. Ancak, arada bir gebelik süresi olacaktır. Buna "gebelik yasası" diyelim. Her istenen de olmadığına göre, demek ki bir de tasarım sorunu var.
Konu sadece bir insanın yeterince güçlü inanıp inanmadığı kadar basite indirgenemez. Yoksa, çocuğunu esir kampında kaybederken yalvaran bir annenin niyetinden güçlü müdür, hadsiz bir insanın materyal ve arzular için peşinde koştuğu hayaller?
Niyetin Gücü
Niyetin gayret ile nasıl taşlanarak kısmeti çektiğine bir bakalım. Burada nöro-psikolojiyi kullanacağız. İnsan, kendi kil bardağının porselen kabını çatlatıp sonra da sökebilir. Ardından, katılaşmış kili yumuşatarak o bardağa ya yeniden bir başka porselen kaplama yapar ya da kabın şeklini değiştirmeye girişir. Yılların o katılaşmış şekil almış kili, ıslanır mı öyle kolay? Islanmaz.
Böyle olunca, kişinin kendi kabını önce yavaş yavaş ıslatıp ıslak yumuşatması ve o küçücük yumuşayan bölgelerde küçük değişikliklere giderek daha büyük değişiklikler peşinde koşması, uzun ve meşakkatli bir çabadır. Her bir küçük çaba, bir alışkanlık değişimidir.
Değişim Süresi
London College araştırmalarına göre, değişim 21 günde değil, ortalama 66 günde gerçekleşir. Bu, sadece ortalama bir değişim için geçerlidir. Yani, büyük değişimler daha uzun zaman alır. Travmatik olayların değişmesi ise yıllar alabilir. Alışkanlık değişimi, farklı tişört boyları gibi, alışkanlığın çapına ve kök sebebin boyutuna göre değişim süresi de kısalır veya uzar.
O yüzden, her şey gebelik yasası gereği beşer olan için zamana tabi. Gurdjieff’in dediği gibi, insanın bu süreçte tırtıldan kelebeğe dönüşmesi için bir değişim dönüşüm okulu içinde olması önemlidir. Bu öyle bir okuldur ki, hem bir müfredatı, hem o yolda yürümüş bir süreçten geçmiş birinin eğitici olması, hem de o yolda yürüyen yol arkadaşlarının yarenliği gereklidir.
Kendini Bulma Süreci
Kendini bulma ve bilme yolu, tek başına yürünecek bir yol değildir. İnsanın, bir karıncanın fili tuş ettiği bu tekamül arenasında ilerleyebilmesi için, eğer kendisi bir kaplan ise, 40 kaplan hızında ilerlemesi gerekir. Bu da ancak çevresindeki yol arkadaşlarından ve ona rol model olan kişilerden öğrenmesi ile mümkün olabilir.
Daha sonraki aşama ise, evrendeki her şeyi kendine işaret kılıp, su içen köpekten, düşen yapraktan, atmosfere giren bir meteorun bıraktığı izden, kişilerin kendi aralarında yaşadığı sıkıntılara şahit olmaktan, bir yaşlı teyzenin gün batımını seyrederken aldığı mutluluğu izlemekten gibi birçok hayatın içinden tecrübelerine şahit olmaktır.
Alışkanlık Değişimi Süreci
İşte böyle bir alışkanlık değişim sürecinin, bir okul ortamında pişen yemek gibi zaman içinde kısık ateşte pişirilmesi, hallerin makamlara dönüşmesine vesile olacaktır.
Sonuç olarak, alışkanlıklarımızı değiştirmek, sabır ve azim gerektiren bir süreçtir. Her küçük adım, büyük değişimlerin kapısını aralar. Unutmayın, her şey mümkündür, yeter ki niyet ve gayretle yola çıkalım.
Sevgiler,
Kenan Kolday

Yorumlar