top of page

“Ben bilmem,” demenin önemi


Bu habere göre sokak ışıklarının vurduğu denizde balıklar o ışığın yaydığı Çember içinde devridaim yapıyorlar. Ve bu döngüden çıkamıyorlar. Ne kadar yapay aslında değil mi? Balıklar için bir gerçeklik çünkü fiziksel ve zihinsel kısıtları gereği ancak o kadar yapıyorlar. Yani fıtratların ötesine geçemiyorlar. Ancak insan gibi bilinç seviyesi balıklara nazaran daha yüksek olan bir varlık için bu aşılması kolay bir döngü. Ancak insan da ilahi bilince sahip değil ki. O yüzden insan da evrenin sonsuz bilinç skalasında henüz başlarda olduğu için doğaldır ki kendi gerçekliğinin dışına çıkamıyor aynı balıklar gibi. Hakikat tek ve herkes için aynı ancak aynı hakikati algılayan bilinçler farklı. İşte bu yüzden hakikat ve gerçeklik birbirlerinden farklı.


Bu bakış açısıyla aklıma gelen bir şey daha var. Her birimiz kendi nefsi Emarimizden çıkıp tekamül olacağını da ilerlemek isteyen insanlar olarak belki bir ya da birden fazla öğretinin ve defterinin içine girebiliyoruz. Ancak her vardığımız bir üst basamak yeni putumuz olabiliyor eğer o basamağı da Sokrates gibi sorgulayacak cesaretimiz ve açık zihnimiz yoksa. İşte bu yüzden bir çok ulusal öğreti veya ezoterik sistem içinde olan nice insan o buldukları bilgi havuzunu hakikat okyanusu sanıyorlar ve “ven bilmem,” desturunu unutup evraka nağraları atarken kendilerinden geçiyor ve “ben bilirim,”, “biz biliriz,”, bizim bilgimiz ve havuzumuz en iyisi, diğerleri eksik,” düşüncesinin yarattığı yeni cehalet, dogma ve taassup prangasına hapsoluyorlar.


İşte bu noktada Konya Pazarı’nda Hazreti Mevlânâ ile Hazreti Şems‘in yaptıkları bu ilk sohbet bize ışık tutacaktır. Celalli bir üstat olan Hazreti Şems, sorar. “Hangisi daha büyüktür? Hazreti Muhammed mi yoksa Bayezid Bistami mi?”


“Elbetteki Hazreti Muhammed daha büyüktür;” diye cevap verir Hazreti Mevlânâ. “Hazreti Muhammed, Allah’a alan yolculuğunda her bir vardığı makamda o makam yeterli görmeyip bir üst makama yükselmek için çabalarken Bayezit Bistami vardığı o ileri seviyeyi en üst makam görmüştür. O yüzden Hazreti Muhammed daha büyüktür der,”


Elbetteki orijinal sohbet bu iki evliyanın nadide ve özel kelimelerle benim anlattığımda çok daha farklı farklıdır. Ancak mesaj aynıdır.


Özetle hakikat tektir ancak yegane hakikate bakan insan sayısı kadar çok gerçeklik vardır. Gerçeklik hakikatin zanlarla gölgelenmiş kuru ve eksik bir halidir. İnsan da beşeri ve sollu olduğu için kendisinin sonsuz ve mutlak olan hakikate olan sevdası ve talebi onur sonsuz bir tekamül sonucunda çıkartır. O yüzden hayati olan yolculuk sonsuz basamaklı bir merdivendir. En büyük tehlike her büyük basamakta “ben bilirim,” demektir. İşte bu yüzdendir ki Sokrates “tek bildiğim hiçbir şey bilmediğimdir,” der.


Sevgiyle kalın,

Kenan

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Kartalların yalnızlığı

Önceki 2 yazımızda bahsettiğimiz o Hakanın süluku, en tepedeki o “mutlak yalnızlık"* makamına razı olmaktır. Fatih Sultan Mehmet gibi hem derviş gönüllü hem de dünya fatihi bir lider için bu yalnızlık

 
 
 
İstanbul’un fethi sonrası Akşemseddin’e ne oldu?

Akşemseddin’in İstanbul’un fethinden sonraki süreci, önceki yazıda bahsettiğimiz o "dervişin süluku ile hakanın süluku" ayrımının en somutlaştığı andır. Fetih gerçekleştikten sonra, hoca ile talebe ar

 
 
 

Yorumlar


Abone Ol Formu

  • Amazon
  • instagram
  • youtube
  • linkedin
  • facebook
PayPal ile Bağış Yap

©2019, KENAN KOLDAY tarafından. Wix.com ile gururla oluşturuldu

bottom of page