
Şehir Labirentinden İçsel Okyanusa: Büyük Resmin İzinde
- Kenan Kolday
- 15 Şub
- 1 dakikada okunur
Modern dünyanın bitmek bilmeyen gürültüsü içinde, her birimiz görünmez bir senaryonun parçası olarak sahnede yerimizi alıyoruz. Saatlerin tik takları arasında sıkışmış hayatlar, bizi sürekli bir yerlere yetişme, bir şeyleri tamamlama ve başarma yanılsamasına sürüklüyor. Ancak bu bitmek bilmeyen devinim, sadece fiziksel bir hareketlilikten ibaret değil; ruhun kendi menzilini bulma çabasının sessiz bir çığlığıdır. Caddelerin kalabalığında kaybolan adımlar, aslında henüz adı konulmamış bir vuslatın hazırlığını yapmaktadır.
İnsanlar okyanusa coşarak akan bir nehir gibi şehir ormanının labirentinde akıp gidiyorlar. Ne koşturmaca, nasıl bir hızdır bilinmez. Birisi belki bir sonraki toplantı sunumu derdinde, bir diğeri akşam eve yemek götürmek için sokakta sattığı ürününü iyi pazarlamak endişesinde, onun yanından geçen bir başkası belki akşamki randevusunu düşünmekten çevresinin farkında değil. Herkes aradıklarını bulmak niyetiyle çabalıyor, koşturuyor. Aslında aradıkları bir sonraki varış noktaları değil çünkü bu telaş daha büyük bir planın sadece görünen yüzü.
Arı kovanındaki arıların anlık işlerine ve yüzlerine bakarak büyük resmi kaçırma sakın. İnsanlar içlerindeki boşluğu bilmeden onu dolduracak okyanuslarını arıyor. Bulana dek haz veren oyuncaklarla gönül eyliyorlar. Bir gün Euraka diyecekleri o an gelene dek. Arşimed gibi dört yöne haykırdıklarında tüm bu oyunun bir illüzyon olduğunu anlayıp akışın kendi olacaklar. Oyunlarını kendileri yazacaklar.
Birgün…
Sevgiyle kal,
Kenan

Yorumlar